22 Mart 2008 Cumartesi
İki Yüzlü İnsan Olmak
Tam oturdum bişeyler yazıcam dedim, şöle elimi attım klavye'ye ama dışardan iğrenç bi türkü soora hemen kalktım baktım penceden seçim minibüsü..şimdi burda isim vermekte istemem hangi parti olduuna dair..neden seçim öncesi bu kadar araç son ses iğrenç şarkılarla dolanırlar? bu şekilde oy kazancaklarını mı düşünürler? kesinlikle böle tiksinç bi türküye oy vermem ben! mesela recep tayyip, baykal, uzan, bahçeli falan çıksalar sahneye kendileri söleseler şarkılar falan o zaman eğlenceli olur.. oyda verebilirim sesini beğendiime, ama bahçeli sölemesin sesi çok kötü.. tayyip arada bi orda burda çıkıp türküler sölüyor hani.. seside ii gibi. ama yinede bu şekilde mi verilmeli oylar.. gerçi hiç bi farkı yok şu anda oy verenler açısından, sesi güzel olana, karizması olana oy verenler var! çok garip bi ülkeyiz dimi okuyucu? bak okuyucu dedim de aklıma geldi, geçenlerde bi kitap okuyiim dedim (geçenlerde dedim de bi kaç ay önce), kitaba başladımın 3 gün soorası falan filmi çıktı.. nası da sinir oldum.. ben böle kitabın .... neyse üzüldüm, filmide izlemedim, okurum kitabı soora izlerim dedim.. hala bitmedi kitap! o deilde geçenlerde içtiim bozuk biradan feci zehirlendim, vücudumun her tarafında sivilcemsi şeyler çıktı, aksi gibi durmadan kaşınıorum, ne rezil bi durum.. aslında hak ettim bunu çünkü birayı içerken fark ettim bozuk olduunu ama aynen devam ettim falan işte.. aslında ben şanslı bi insanım, günlerdir bu sıcakta evde oturuorum, millet dışarlarda işine gücüne gitmek zorunda, yazık ya, bak çok acıdım insanlara...bundan bi kaç hafta önce bende dışarlarda sürterken, otobüsteyim şimdi ama feci kalabalık yani, insanlar akraba olmuşlar falan bende bi kaç kişiyle yakın ilişkideyim..önümde bi kız var, yüzünü görmedim açıkcası..neyse efenim bu kız bi anda bana deydirmeye başladı, aslında ben ona deydiriomuş gibiydim çünkü kız önümdeydi.. tabi bi anda tırstım geri çekilmeye çalışıorum fakat imkansız geri çekilmek arkamda da bi amca var, ulan biraz kaysam arkaya, amca bana kaycak orda, olduum yerde duruorum mecburen.. ama önümdeki hatun kişilik sürekli olarak bana deyiyor.. çok enteresan bi durumdur erkekler için bu.. bi kız sana deyiyor ve sen kaçıosun falan..orda yamuk yumuk hareketler içine girdim bi anda fark ettim ki, lan millet görse harbi ben deyiyorum sanıcak..neyse ıkına sıkıla sonunda indim otobüsten, kurtulmuş oldum bölelikle... ya şimdi ben kısmi felç geçirdim işte yüzümün sol tarafı hareketsiz falan kaldı.. neyse bu felcin ilk zamanlarında çok farkında olamıyorum ne hareketler yaptımıın..yüzümün sağ tarafı gülerken hatta koparken,yüzümün sol tarafı amel amel bakmakta.. neyse işte otobüsteyim yine, arka tarafta ayakta dikilmiş, salına salına gitmekteyiz... ya soora bi anda insanlar bana tip tip bakmaya başladı.. bende anlam veremiorum.. ulan nie bakıolar lan, çokmu begendiler beni falan diorum içimden..ama yaşlı başlı hatunlarda bakıor bana..neyse iice kıllandım bu durumdan.. soora eve geldim, şöle bi aynaya baktım..hay bakmaz olaydım!!! hani gözümüzü falan kırparız ya arada, böle tik gibi bişedir işte.. ben öle yapıorum fakat sol göz kapanmıor felçten dolayı.. meğerse insanlara göz kırpıp duruomuşum.. allahtan dayak yemedim insanlarda çünkü bi ara amcalar falan çok pis bakmaya başlamıştı...neyse şimdi sağlıklı halime tekrar geri dönüş yaptımda sokaklarda, otobüslerde rahatça dolanıyorum..aslında en kötüsü de bu sayede iki yüzlü bi insan oldum çıktım, iki farklı yüze sahip olmak gerçekten çok zor bişeymiş, bunu öğrendim ben..aman dikkat et okuyucu, fazla rüzgarda,cereyanda kalmada sende benim gibi olma! şimdilik görüşmek üzere..hadi dikkat et kendine...
Çıkamıyorum İçinden...
-olmuyor... olmuyor ya, cidden olmuyor.. bak şimdi hayat dediğin şey 3 ana yemekten oluşur.. çorba; önce hafif tertip yumuşatırsın ağzı hele bi de hava soğuksa çok ii gider.. karnıbahar; sonuç olarak sebzedir, yararlıdır yani mutlaka bünye arada bi almalıdır.. pilav; en zevkli kısmıdır yemeğin, hele bi de tavukluysa off tadından yenmez.. sonunda dayanamadım "ne diosun abicim sen ? ben sana sadece ne yapmam gerekior dedim bu saçma konu hakkında" dedim.. oysa aldıım cevap ilginç ve bi o kadar saçmaydı.. bilmiyorum artık, etrafımdaki insanlarmı garip yoksa benmi? ne bliim bi kaç haftadır düşünüorumda son derece ilginç olaylar yaşamaya başladım.. sürekli birilerine saldırır oldum, suçlu benmiyim acaba diye sordum kendime, çoğu kez cevap alamadım kendimden, ne bliim garipti bi insanın kendisiyle konuşması.. her insan gibi benimde dertlerim var yani yok deil.. hani bunları burda anlatıpta kafanızı mikcek deilim.. (çaktırmadan küfür ettim) şimdi bi kız var bana dedi ki hehe şaka şaka anlatmıcam tabiki! hani sırf aşkmıdır hayatımızı dolduran.. bi bakıma öle bi hal aldı aslında hayat.. ne bliim bi insanın derdi varsa, büyük ihtimalle aşktandır.. tabi sağlık,aile konularıda var.. ama onlar neden genel olarak ikinci planda.. yani daha önemli konular deilmidir? ya ben çok üzülüorum ama hayat sadece aşk deildir yaa!!! şimdi aşkın tanımını yaparmışım.. neyse bana göre deil bu.. okuyucu bak aklıma ne geldi, şimdi geçenlerde türk rock festivali yapıldı, ulan acayip bi organizasyon ya bomba gruplar falan gelior gidior olucaktı fakat olmadı daha ilk günden patladı festival.. (karapaks çıkmış ve bomba bi gösteri sunmuş..helal olsun sana karapaks ) 20 bin kişinin beklendiği festivale 20 kişi bile gelmedi tabi ilk gunden iptal edildi.. şimdi burda kimi suçlamak lazım, bu sıcakta şile ovasında festival yapmayı planlayan insanlarımı yoksa bölesine bi festivale gitmeyen izleyicilerimi? bilmiorum çok zor.. cevap veremicem sanırım buna okuyucu..ya bu gençlik bi garip.. bak yine aklıma bişe geldi.. şimdi alternatip (reklam hehe) diye bi site var.. acayip tipler üye falan buraya..böle converse'lerinin resimlerini çekip avatar niyetine koyuyolar..garip insanlar ya ne biçim insansınız lan siz, noluyoki yani converse'iniz varsa..taam benimde var ,biraz yırtık falan ama olsun var yani..ben fotosunu çekip ona buna reklam ediormuyumki bunu? bak sinirlendim şimdi..(dipnot: üye olarak alınmadım) az önce bi arkadaş geldi bana üzerimde ayı var sanki dedi.. şimdi ne demek istedi acaba bu? düşüncelere daldım ben yine.. ne olabilirki, gerçekten ayımı var üstünde yoksa ayıyı ağırlık benzetmesi olarak mı kullandı..off off çok zor.. çıkamıcam bunun içinden.. ya okuyucu sigaram bitti be, çıkıp alıp gelsen ne kadar güzel olurdu ya.. burdan sana sesleniyorum okuyucu bana bi sigara kap gel... yani rica ediorum.. neyse işte sigarasız kalmak kötü bişe.. off şimdi olsada içsem die iç geçiorum.. ya yaşadıım sitede bi dünya bisiklet var.. ama bugün bi tane bile sağlam bisiklet bulamadım ben ya.. arkadaşım bisikleti kap gel, barışapedal grubunun bisiklet gezisi falan var dedi..bende hobaa hemen geliim dedim ama kendi bisikletim olmadıından şöle bi arkadaşları yokliim dedim de bi bok çıkmadı (afedersin okuyucu bok dedim) ulan o kadar bisiklet var gerçektende ama hiçmi sağlam çıkmaz içinden..aslında tanımadıım insanların bisikletlerini çalcaktımda soora korktum.. ya döverlerse beni diye..bayaa korkak bi insanım ya nolcakki alıp gitsen bi tane bisiklet..off off yine içinden çıkılması zor bi konu..ya eskiden benim bisikletim vardı, büyük bi heyecanla almıştım ama bodrum katında çürüdü şerefsiz, ondan öncede 2 tane daha bisikletim vardı, onlarda çalınmıştı özellikle ilk bisikletim olan bmx'e çok üzülmüştüm..ya çok guzeldi be vitesi bilem yoktu.. yaşıtım olan insanların çok ii bildigi bi modeldir bmx.. ahh ahh çok guzel gunler geçirmiştim onunla..hüzünlendim ben...aşırıcı derecede içinden çıkılamıcak konu var hayatlarımızda, bu konuların bazılarında bizler suçlu, bazılarında ise karşı taraf suçlu..aslında suçluyu aramak yerine kesin çözümler üretmeliyiz be okuyucu..off ne laf ettim ya.. neyse okuyucu sağlıcakla kal..dikkat et kendine..sert kal, taviz verme...
Benim Kavgam Otobüsle
Az önce dolaba uğradım içine baktım falan, özlemişim keratayı.. baktım kola orda ulan dedim kaç gündür orda o şerefsiz ya, 2.5 litrelik bişe yani aldım tadına baktım tiksindim asidi kaçmış falan ulan kola aldınmı o gün tüketiceksin kardişim. nie orda bekletiosunki asidi kaçıor işte. annemde bu konuda çok kızar bana hemen bitirme die kusar uzerime. beni anlamak istemior bu kadın ya ben diorum asit masit kaçar maçar ama yok anlamıor sanırım dinlemior beni hatta yine sanırımki bu ozelligimi annemden almışım..annemden cok ozellik almışım arada bi ışınlanıorum, uçabiliorum falan.. babamdan fazla bi ozellik almamışım ama aynı onun gibi hal ve hareket içersinde bulunurmuşum (annem dedi) neyse efem bende dikkat etmeye başlamıştım bi ara buna feci taktım yani.. baktım ulan aynı onun gibi sigara içiorum falan feci kıllandım bu duruma ve hemen deiştirdim. ya ben eskiden bi dizi izlemiştim uzaylı zekiye diye ne igrenc bi diziydi lan o öle.. allah hepinizin belasını versin hehe böle bi parti kurmuş anarşistler.. ahanda burdan bakınız.. ahbvp.yuzde52.org buydu sanırsam hehe.. hehe die gulmeyi seviorum haha garip gelior bana ne bliim içten deil sanki hani gülüşün biraz samimi olması gerekir hehe die güldüün zaman şeker bi hava katarsın ortama.. hehe çok şekerim. Ya geçen yine otobüsteyim, her zamanki gibi tabiğki. Neyse efem bu arada efem lafını çok seviorum.. otobüse oturdum ulan baktım kimse benim yanıma oturmuor, yani otobüs bayaa bi kalabalık 5 kişi falanda ayakta ama yanıma oturan yok feci uyuz oldum bu durumu soora kendimi koklamaya başladım ulan hani belki kokuyorumdur kimse yaklaşamıodur die ama koku yok hani ayaktakilerde daha yanıma oturmadan alamazlar kokuyu da ben yine paranoyak hareketler içine girdim neyse bi durakta bi abla bindi otobüse soora bi baktım yanıma oturdu nası sevindim anlatamam soora etrafıma bakarak pis bi şekilde güldüm bakın gördünüz mü lan yanıma oturdu işte çok şanslı bi abla bu falan diorum tabi içimden gerçi 3 durak soora indi bende arkasından küfür ettim ulan 3 durak için ne oturuosunki denyo hırınspı falan dedim tabi içimden.. ya okuyucu ben hiç anlamıorum bu otobüs insanlarını aa bak aklıma ne geldi, teyzelere amcalara hiç yer vermem otobüste bole başımda dikilirler pis pis bakarlar hadi lan yer ver şeklinde ama ben yinede vermem çünkü onları deli etmeyi seviyorum. Gerçi bazıları var yer versene bana evladım diolar bende hemen tırsıp yer veriorum.. benim kahve kupamda kendi resmim var. gerçi bi kaç kez kavga etmişliim var otobüslerde bu kadarda tırsak bi kişilik deilim yani. Neyse onları anlatmiim burda. Geçen gün istiklalde tuba ünsal'ı gördüm kokoreç yiyodu bi arkadaşıylan, çok şaşırdım hani ne bliim ünlü bi şahsiyet falan nerdeyse televizyonda bişe yerken görmediim biri yani feci şaşırdım bu haline baktım hapır hupur yiyor bide parası yetmediği için çeyrek ekmek almıştı kokoreçi ama haklı yani çok pahalı yarımı.vay be kokoreç yiyodu ya. Soora bende yanımdaki hatuna artislik yapcam ya hemen hıı tuba ünsal diilmi şu ya falan dedim hiç begenmem bu hatunu dedim, o kim ya dedi bende dumur oldum tabi neyse dedim sustum soora bi kaç küfür ettim ona tabi içimden. Ya şimdi varya denizde olmak vardı be, ne içerdim he onla volkanda gelirdi ohhh misss rakı balık muabbeti feci ii giderdi çok içesim var bu aralar gerçi paso içiorum ama o deilde dün sarhoştum. He bu arada deniz ve volkan en yakın arkadaşlarım olur okuyucu. Neyse benden tipsizler ,feci yakışıklıyımdır hehe (yalanını zkiim) ya bu havalar çok sıcak be okuyucu şöle bi deniz havası ii gelirdi yüzmek güneşlenmek. Ben güneşlenmeyi ve yüzmeyi sevmem. Neyse okuyucu kendine ii bak gorusmek uzere. Hadi güle güle. Ulan bu güle güle lafıda nası bi lafsa feci tiksiniorum yani. Hadi eyvallah.
Misafirdir Ne Yapsa Yeridir
Hani böyle bazı arkadaşlarınız vardır bunların arkadaş ortamları feci sağlamdır bole her zaman ararlar ve onlara ulaşırlar gezerler tozarlar takılırlar işte her aradığımda beni dinleyen benle hemen buluşan arkadaş istemişimdir ama olmadı. Bi de bu insanların feci bi ortamı vardır yani hatunlu falan, özellikle üniversite ortamı olayı ulan ne arkadaşlıklar var ya. Bende hiç olmadı öle bi ortam ulan üniversiteye girdik dedik bole allah be ne ortamlara akcam falan ama olmadı işte. Olmayınca olmuyor işte. Bu lafıda hiç sevmem. Geçen gün bize misafir geldi. Anneme şey dedi, oyunuzu chp’ye verin sakın akp’ye vermeyin dedi. Ulan zaten ne işimiz olur akp’yle falan. Hem ayrıca sanane ulan kime verirsek veririz dedim, sen kim oluosunki bize karışıosun. Sanane yahu, ulan sana inat akp’ye vercez dedim. Senin ben .mına goyim dedim. Tabi içimden dedim bunları. Sonuçta misafirdir o. tapılası insandır, evine bi süreliğinede olsa neşe getirmiştir yada pasta falan getirmişdir. Ya ben hiç anlamam neden misafirler el üstünde tutulurki. Yani misafir die domalmak zorundamıyız yani. Mesela ben hiç sevmem misafirleri, çünkü feci derecede gerilirim onlar eve gelince, bole kötü giyinemezsin, cicilerini giymek zorundasındır çünkü saygısızlıktır bu. Ayıptır yani, misafiri hoş tutmak zorundasındır ki mutlu ayrılsın o evden soora başka misafir adaylarına anlatsın bunu onlarda gelsin bizim eve, onlarıda mutlu edelim gönderelim. Bu bole uzasın gitsin soora yol geçen hanına dönsün falan. Ben bu yeni çakma rakçı gökçe’yi hiç sevmedim. Mesela dikkat ettimde kendi evimizdeyken osurunca hiç kokmuyor, ama bi otobüsteyseniz falan feci derecede kokuyor hemen inmek zorunda kalıosunuz. Evdeyken sen raatsın çünkü, osurukta raat oluor haliylen ve çıkınca da kokmuor ama otobüsteysen zorlanıosun osuruk ha çıktı ha çıkıcak o zorlama esnasında raat deilsin ve dışarı çıkınca kötü bi koku oluor. Aşırı soğuk suları sevmem hemen sıcak suyla karıştırırım ve bi güzel içerim. Kızlar kıllarını almasa erkeklerden daha kıllı olurlar yalanını ilk kim ortaya atmış, hadi biri atmış, türk erkeğinin yüzde doksanı buna canı gönülden nası inanmış, anlamak çözmek mümkün deil. Yok deve yani. Doğaya ters bi kere. Doğa olaylarına aşırı derecede karşıyımdır okuyucu. Bana inandırıcı gelmez, herşeyi doğadan biliriz ona güveniriz ama külliyen yalandır yani doğaya ben niye güveneyimki. Geçen gün bi adam gördüm sokak ortasında işiyodu, deliydi sanırım. Hemde insanlara dönük bi şekilde. Mesela ben bi keresinde ayıptır sölemesi taksimde içmiştim soora otobüse binince çişim gelmişti, inene kadar tutmak zorundaydım 45 dakka falan tuttum otobüsten indim ve hemen dışarı saldım çişi. Insanlar garip baktılar ama ne de olsa sarhoştum dünya umrumda deildi. Sarhoşluk anlarını çok severim. Hiç bişe etkilemez seni raatsındır bi kere, istediini yapabilirsin, insanlar seni garip karşılamaz sarhoş deyip geçerler. Çok güzel anlardır. Bi arkadaşım var sürekli geğirir artık duymaz oldum o anları çok alıştım yani hani kim bilir günün birinde geğirmemeye başlarsa feci üzülürüm. Hani bu tren yolunun yanında oturmak gibi bişedir bi sure soora duymaz hale gelirsin ama aşırı alışırsın buna. Onsuz yaşayamaz hale gelirsin. Sayın okuyucu aklıma geldi de, hani baba olunca bole artık hayat bi anda deişir, çünkü artık sen babasındır bi ailen vardır bole çoluk çocuk falan işte. Artık eskisi gibi deilsindir, bariz bi şekilde deişmişsin işte. Baba olunca artık haberleri çok daha dikkatli izlersin, takip edersin, hatta böyle katiller hırsızlar pezemenkler çıkınca televizyona sen başlarsın küfretmeye yada kızarsın çünkü artık babasındır ya, kesinlikle bi karizman vardır. Bu arada parmağında yüzük olan erkekler kadınlara daha çekici gelir dedilerdi bana ben denedim olmadı aksine kimsede yanıma yaklaşmadı yani gerçi yüzüğün rengi yeşildi ama ben fark etmez dedim ama fark ediyomuş işte.neyse okuyucu kendine dikkat et, aman sakın hastalanayım falan deme. Hadi eyvallah…
Sana Sarılasım Var...
Eskiden bi kaç arkadaş omuz omuza verip önümüze gelene bin tekme oynardık soora bi salak bulup onu tekmelerdik, çok güzel günlerdi bunlar. Çok özlüyorum be okuyucu o günleri, ama artık bunları yapamam çünkü ergendim şimdi eşek oldum. Eşek kadar adam lafına sinir olduğum kadar hiç bi lafa sinir olmam. Eşek kadar adam olunca böle şeyler yapamazsın çünkü bunlar yasaktır. Kim belirliyor lan bu yasakları. Belirleyen kimse bence uymuyodur bu yasaklara ulan nası olsa ben koydum kuralı ben uymam yani diyodur. Kesin abi kesin ya. Bende olsam öle yapardım yani yalan yok.Hüsnü şenlendirici hiç şenlendiren bi kişilik değil aksine hüzünlendirior. Mesela küçükken benim oyuncak askerlerim vardı,onlarla çocuğummuş gibi ilgilenirdim, onları beslerdim, okuturdum, büyütürdüm. Çünkü onlar benim en büyük eğlence kaynağımdı, hayata onlar sayesinde tutunurdum. hani bakılınca ulan oyuncak asker işte be diosun dimi okuyucu ama öle deil onlar cok guzeldi, ben inanıyorumki onlarda beni severdi. Hem biliomusun sevgilim, bazen canım sıkkın olduunda yanıma gelip uzanmanı cok seviyorum. Soora ben senin saçlarını okşuyorum, sen de hemen bi öpücük konduruyosun yanağıma. İşte o an benim bittiğim andır. Ne de keyifle anlatırsın o gün başından geçen bi olayı.bana sarıldığın zamanlar hiç bitmesin istiorum. İşte bunu seviyorum biliomusun. Bazen böyle sana sadece sarılasım gelior, öpmek gelior içimden. Ama sadece o kadar ben seninle sevişmekten deil seni öpmekten koklamaktan zevk alıorum. İstemiyorum aslında seni, sadece seni öpeyim sana sarılayım istiorum. İşte o anlarda duyduum zevki başka hiç bi anlarda yaşayamıorum.o kadar masum duygularki bunlar ama ben bunları seviorum. Ama biliomusun bunların hepsi yalan aslında ben sadece seni istiorum ne ki bu şimdi, yok elini tutayım, yok sadece öpeyim seni onlar bana yetermiş. Pehh be okuyucu sencede saçma deil mi? Ulan sevişmeden aşkmı olurmuş be. Geçen gün bardan bira altlığı çaldım. Çok zevkliydi ama ordaki abi umarım kızmamıştır gerçi bunu bu hafta içersinde iki kere yaptım. Soorada bi arkadaşıma verdim onları. Çünkü o istemişti aslında beni azmettirmişti bende bayıla bayıla yaptım valla ne yalan söyleyeyim. Ben şimdi bu yazıyı yazarkene yine bi seçim otobüsü iğrenç bi müzik eşliğinde geçior. Nefret eder oldum seçimlerden. Artık seçmek istemiyorum. Direk hazır alınsın bence direk seçilmiş kişileri önümüze sunsunlar biz niye seçioruzki…her şeyide bizden beklememeleri lazım aslında. Çevremizdeki sessiz, sakin, pek konuşmayan insanlardan haz almam. Beni korkuturlar, çekinirim yani onlardan çünkü adam konuşmuor abi, ne yapıcağı belli olmaz yani. Onu tanımak zordur, kendini sana açmaz ,senin onu anlamanı bekler. Be mına godumun çocuğu seni dinlemezsem nasıl tanıcam nası anlıcam seni. Ulan varya bak yine sinirlendim. Bazı insanlar işe gitmekten çok büyük keyif alırlar. Bazılarda hiç keyif almazlar. O deilde bu 'bazıları' lafı ne pis bi laftır ya. Yani hiç samimi bi laf gibi gelmior bana, ama 'sen' öylemi.. 'sen' tamamen bizden biri gibidir, içtendir, sıcaktır, ona güvenebilirsin. 'Sen' dediğin zaman akan sular durur. Ya bu akan sular durur lafınada feci kılım ben, ya bi düşünsene akan bi su nasıl dururki olduğu yerde. Saçma bi laf bence. Kim sölediyse bu lafı bence akli dengesi yerinde deil bu kişinin. Yani zamanında böle salak laflar ediolar ama biz dahada bi salaklık edip hala bu deyimleri kullanıoruz. Sakın böle deyimler kullanma okuyucu. Sana okuyucu dediğim için kızmıosundur umarım okuyucu. Volkan’ın abisi Aylin Aslım’ın göğüslerini görmüş bi konserinde. Bende merak ettim. Az önce sigaram bittiği için bakkala gittim geldim. Bi de kola alayım dedim hani malum sıcaklar falan kola içelim serinleyelim olayı. Ama bu bakkal amca bana ufacık bi torba verdi ne zaman kola alsam ufacık torbalarından veriyor bana.Kola sığmıor abicim içine ya nefret ediorum, kaldırsınlar bu göt kadar torbaları piyasadan. İnanılmaz derecede sinirleniorum içimden deli gibi küfrediorum. Ama bişe deişmior, Allah tüm ufak torba verenleri bildiği yapsın ne diyelim efenim. Bu arada ben çok pis küfrederim, ağzım pistir yani.. kız, yaşlı, çocuk fark etmez basarım küfrü hiç acımam ana avrat giderim yani sinirlendiğimde. Genelde içimden ederim sinirlenince ama olsun normal hayatımda da kullanırım. Küfürlü konuşmayı severim çünkü küfür bizdendir, küfür halktır. Küfür etmeyen insan doğal insan deildir. İnandırıcılığı yoktur yani o insanın. Küfretmeyen bi insana güvenemezsiniz. Ama küfür eden insan öylemi. Ona her zaman güvenebilirsin, o iyimserdir. Her zaman dürüsttür, aklına ne geliorsa sölüordur. Bazen yolda yürürken karşıdan bir insan gelir ve ona yolmu versem yoksa omu çekilse die çok düşünürüm. Hemde feci derecede takarım buna. Çoğu kez kararsız kalıp, karşımdaki insanla bi kararsızlığa düşüp sağa sola hareket ederiz. Sonunda geçeriz ama o anlar çok pistir.bazen derim içimden, ulan şimdi kenara çekilmicem o çekilcek çünkü ben kazanıcam derim. Ama hiçte öyle olmaz ben çekilmek zorunda kalırım çünkü bana laf edebilir orda kızabilir o an daha kötü bi an olabilir yani. Birkaç saniye içinde bu kadar çok düşünceye dalabilen nadir insanlardan biriyimdir. O yüzden benden uzak dur okuyucu. Beni arama, beni bi başkasına sorma. Neyse okuyucu kendine dikkat et. Hadi eyvallah…
Kahverengi Çikolata
Ah ah nerde o eski bayramlar. Eski bayramlar bi başkadır diyen teyzelere amcalara uyuz olurum. Eski günleri severim fakat eski bayramları sevmem sırf bu teyzeler ve amcalar yüzünden. Aslında eski günler bizdendir. Sıcaktır, yakınımızdadır ama uzağımızdadır aynı zamanda. İşte bunu seviyorum ben böyle konuşmayı seviyorum. Beni ben yapan konuşmalardır bunlar. Bi de bu bayramlarda hani çikolata uzatır ya misafirliğe gittiğiniz kişiler. Ne misafirleri severim ne de misafir olmayı. Ama ayrı bi havası vardır misafir olmanın. Önemliymişsin gibi gelir. Hiç konuşmassın normal zamanda ama misafir olduğun zaman konuşasın gelir, adeta bülbül kesilirsin. Hani o uzatılan çikolatalar vardır ya işte ben o anlarda her zaman kahverengi olanı alır, yerim. Çünkü tadı daha güzeldir. Siyah öylemi hiçte sempatik olmaz. Herkesin kahverengi olan çikolatayı almasına sinir olurum. Onlar sadece bana aitmiş gibi gelir. Hem kahverengi bizden biri gibidir. Siyah öyle değildir son derece kıldır. Hiç sempati duymam ona karşı. Kızlar çikolata hastasıdır. Mesela erkekler çikolatasız bi ömür boyu yaşar ama kızlar öyle değildir. Feci derecede canları çeker bazen. Hatta çıldırma noktasına gelirler çikolata yiyemezlerse. İşte bunu anlamıyorum. Çikolataya verdikleri değeri ona buna verselerdi hayatları çok daha güzel olabilirdi. Ama tutturmuşlar çikolata diye. Ne var ki yani anlamıyorum. Anlayamıyorum. Bazen çikolata adam olasım geliyor. Hani bi masalda vardı, böyle çikolatadan bi ev vardı. Ne de güzel bi evdir o. Öyle bi evim olsa bi ömür mutlu mesut yaşarım. Mutlu ve mesut sözleri yan yana gelmemelidir aslında. Buna feci derecede karşıyımdır. Bunun için uğraşırım, gösteriler düzenlerim yeter ki bu sözcükler yan yana gelmesin isterim. Masadaki kırıntıların içine süpürüldüğü tabağa hep çok üzülmüşümdür. Çok kötü bir şeydir bu, hiç kimse istemez üzerine kırıntı süpürülsün falan. Yakışık almaz yani. Evde sadece bana ait bi su fincanım var böle beyaz renkli bişe, işte ondan sadece ben içerim eve gelen misafir içerse feci bozulurum hemen bulaşık makinesine atarım onu sonrada söylenirim. Bütün gün bilgisayar başında oyun oynayan insanlardan haz almam. Kendisini ağırdan satabilen insanlara, (bu müthiş bir yetenek çünkü) çok büyük bir hayranlık duyuyorum. Mesela ben yapamıyorum bunu, yapamıyorum işte hani Allah vergisi derler ya öle bişe işte. Bu Allah vergisi lafını da sevmem. Yani hani bazen diyorum ulan şu kıza böle davraniim de çok karizmatik olduğumu düşünsün falan diyorum ama olmuyor işte yapamıyorum. Bende yok. Ben yemek yapmıyorum çünkü ne zaman yemek yapmaya kalksam aygazda elimi yakıyorum parmaklarımdaki kıllar yanıyor buna sinir olurum ben. Sonra kokar bi de bu kıllar. Feci bi kokudur. Yanmış tavuk gibi kokar. Hiç haz almam açık sölüyorum. Ben kendimi bildim bileli tırnaklarımı yerim okuyucu. Çok kötü bi alışkanlıkmış gibi söylenirler bana ama öyle değil bence. Yani doğal bişe bu en azından bana öle gelior. Peki hangimiz market poşetlerini, yeri geliyor, çöp poşeti olarak kullanmıyoruz, hangimiz. Minibüs şoförlerinin, yol kenarında duran, her kim olursa olsun, o kişiyi, potansiyel yolcu olarak görmeleri ne kadar huzursuz bi olaydır, bu arada potansiyel de ne iğrenç bi kelimeymiş, bir de o kişiye, yani potansiyele, korna çalmaları, cidden yasaklansın. Çok çirkin bir şey. Ne oluyor yani. Sinir bozucu abicim. Ben buradayım manasında. Saçma! Sanki ben seni görmüyorum. Minibüs bekliyorsam görürüm. Beklemiyorsam görmem gerekmez. O korna bana işlemez. Neresinden bakarsan bak, saçma yani. Hadi gel manasında. Ben o halde beklerken kesinlikle kafamı çeviripte bakmam bile minibüse. Bir de duruyorlar ya tam önünde. Karşıya geçeceksin, geçemiyorsun. İlle de alacak yani seni. Resmen taciz ediyor. Yasaklansın bu yasaklansın. Gürültülü ortamlarda, insanın, cep telefonunu sanki çalıyor gibi hissetmesi, kim arıyor diye cebinden çıkarıp, cep telefonuna bakması, devlet tarafından engellensin. Cim Keri’yi sevmiyorum abi çok abartılı rol kesiyor diyenler hapse tıkılsın. hep problem çocuk olmak istedim ama olamadım. Her zaman istemişimdir problem yaratayım biraz dikkat çekeyim falan ama hiç olmadı. bu yüzden hep üzülmüşümdür. hani bazı kalemler vardır ya içinde 3-4 tane rengi barındırırlar falan bu ne iğrenç bi kalem çeşididir. Kalemsen tek rengin vardır yani niye bu kadar farklı rengi içinde barındırırsın ki, küçüklüğümden beri vardır bunlar ve her zaman tiksinmişimdir bu kalemlerden. Ya insan sinir oluyor ama ya neden yani neden ulan! Kalemin bi rengi olur bilirsin rengini ona göre hareket edersin. Tiksinç yani. Üzülüyorum, kaleme hakarettir bu. O gözükmek değil görünmektir. Aman efendim ne fark eder ki sonuçta anlıyorsunuz ne demek istediğimi. Biri demişti bana gözükmek değil görünmek diye. Ulan bu tip insanlara feci kıl olurum hatanı düzeltirler falan. Ne pis bi duygudur ya o an böyle eziliyorsun falan. İğrenç ya. Düzeltme abicim beni istemiyorum yani. Düzeltilmeyi sevmem. Seveni de sevmem. bu insanlara kesinlikle güvenemezsin. Yani ne olacağı belli olmaz. Her an seni sırtından vurabilirler. Güvenmeyin bu tip insanlara. bugün seni düzelten yarın öbür gün sana neler eder yani. Bi düşünün derim. Bazen barda çerez gelir böyle herkes soslu mısırı yemek ister, çerezi didik didik eder, bulur ve afiyetle yerler. Ben her zaman komik bulmuşumdur bunu. Hani bende soslu mısır severim ama insanlara karşı saygım vardır alırım 2 tane, 3 tane sonrasını onlara bırakırım. Neden ki yani soslu mısırlar benimdir kimseye yar etmem olayı. Çerezin içinden soslu mısır seçen insanlar ayıklansın ömür boyu hapse atılsın. Bi dünya telefon hattı olan insanlardan biraz çekinirim. Kocaeli ve sakarya’yı hep karıştırmışımdır. Şimdi diyeceksiniz ne alaka lan denyo falan ama yani oluyor insanlık hali bi türlü alışamadım yani hep karıştırıyorum. O değilde sevgi aşk güzel olaylar bence. Aslında çok kıskancımdır ama herkese kıskanç olmadığımı belirtirim. Bu şekilde karizma olacağımı düşünürüm. Bazen arkadaşlarınızla takılmaktasınızdır ama bi arkadaşınız sevgilisinide yanında getirmiştir ortamda onu kimse tanımaz falan. Ortama sevgilisini getiren insanlardan aşırıcı derecede tiksinirim. Mümkünse 5 yıl hapis cezası verilsin bu insanlara. O sevgilide sırf kıskandığı için giriyorsa ortama ona da 10 yıl verilsin. Çok pis nefret kustum yalnız. Kusmak lafı ne pis bi laftır ya. Neyse okuyucu dikkat et kendine. Hadi eyvallah…
Kambur Hayatlar
neyse ya içtik güzelleştik, önemli olan da bu bence.. gerisi boş.. hayatın ne zaman ne getireceği belli olmuyordu.. ne dediğimin farkında bile değildim.. neyse dedim içimden konuşurken sustum.. otobüs durağınada gelmiştim zaten sıraya girdim.. bi sigara yaktım, şoför görünürde yokken hazır.. 5 dakika sonra geldi, bindik otobüse.. taksimden ayrılmak beni üzüyordu bi yandan, çünkü cıvıl cıvıldı yine müthiş bi kalabalık vardı.. inanılmaz bi yer burası.. bu kadar erken ayrılmamam gerekirdi.. o sırada beşiktaş durağına gelmiştik bile.. indim vapurun kalkmasına 3 dakika vardı, hemen koştum.. yetiştim fakat vapur yoktu.. hatta kapılar kapalıydı.. ama ama ama en son vapur 21:45 te değilmiydi? demek yine değişmiş saat yada ben yanlış biliyordum.. neyse geri döndüm durağa karşıya geçen otobüsü beklicektim çaresiz.. o inanılmaz trafiği çekecektim hemde ayakta....bi sigara yaktım, 2 dakika sonra geldi çaresiz attım sigarayı, yere baktım hüzünlendim.. birkaç fırt çekilipte atılmamalıydı o sigara... otobüsün en arkasına doğru yürüdüm dikilmeye başladım.. daha şimdiden düşünmeye başladım o feci trafiği.. bi sonraki durağa geldik.. dışarıdan bir kız koşturarak geliyordu otobüse, tam göremedim suratını.. bindi otobüse.. kafamı kenara çekiyorum, kaldırıyorum ama yinede göremiyorum onu insanlar yüzünden.. neden bilmem heyecanlandım o an.. evet gördüm yüzünü... allahım!!! olamazdı böyle bir güzellik... ve git gide yakınlaşıyordu bana.. gözlerimi alamıyordum ondan.. yanıma geldi allahım! durdu yanımda.. o güzelim yüzü, gözleri inanılmazdı.. gözlerimi başka bir tarafa çeviremiyordum.. sanırım hayatımda gördüğüm en güzel kız bu olmalı dedim.. elimi tutunduğum direğe o da tutunuyordu ve elleri elime değiyordu.. ben heyecandan ölecektim nerdeyse oracıkta.. gözlerimi bi an olsun ayıramadım ondan.. o da kafasını yere doğru eğmişti ve gözlerini biraz kaldırarak bana bakmıştı.. o an bitmiştim ben, adeta erimiştim.. nasıl güzel bi yüz, hele o gözler inanılmaz birşeydi bu.. ela gözleri vardı.. ellerinin ellerime her değişinde titriyordum adeta.. hiç bu kadar heyecanlanmamıştım böyle bi durum karşısında.. allahım nolur trafik saatlerce sürsün diyordum.. ama lanet olsunki.. evet trafik yoktu.. hiç bu kadar şanssız hissetmemiştim kendimi.. kısacık bi yoldu bu.. bu kadar kısa süreli olmamalıydı bu cennet anı... otobüs benim için adeta bi cennetti o an... gözlerimi hala ondan ayıramıyordum.. birşey söylemem gerekiyordu ama ne söylemem gerekirdi ki böyle bi durum karşısında.. bulamıyordum.. aklım yerinde değildi.. alkolün etkisi değildi bu.. ilk görüşte aşktı belkide.. onu izlemekten büyük zevk almaya başlamıştım.. arada bir o da bana bakıyordu.. belkide bir sapık falan zannetmişti beni.. belkide evet evet kesinlikle hoşlanmıştı benden.. o da benim gibi hissediyordu.. eminim bundan.. hiç bu kadar emin olmamıştım.. onun bana bakışları çok can alıcıydı.. bana her baktığında anlıyordum benden ne kadar çok hoşlandığını... oracıkta ölebilirdim heyecandan.. siyah saçları, camlarında açık olması nedeniyle rüzgardan savruluyordu.. bir rüyamıydı bu.. belkide bi rüyaydı bu.. çünkü böyle bi güzellik anca rüyada yada cennette var olabilirdi.. ama sanırım değildi.. çünkü o sırada kendimi cimciklemiştim.. kendime gelmeye çalışıyordum çünkü birşey söylemem gerekiyordu.. ama gelemiyordum kendime.. çok yakındık birbirimize.. ellerinin arada bir ellerime değmesi o kadar mutlu ediyorduki beni.. rüzgarın deli gibi esmesine rağmen ben sürekli terliyordum.. heyecandan ölebilirdim.. ve yarım saat süren bu düşüncelerden sonra o melek düğmeye bastı.. hayır olamaz.. gitmemelisin.. inmemen gerekiyor otobüsten.. bu kadar şey yaşadıktan sonra gitmemen gerekiyor.. bana yaşattığın onca duygu.. yaşadığımız onca şeyden sonra bana bunu yapamazdın.. en azından beni beklemelisin, benimle inmelisin otobüsten.. birlikte yol almalıydık ama sen iniyordun otobüsten.. bumuydu aşkımız.. bu kadarmıydı? buraya kadarmıymış yaşadığımız onca şey.. sende benden hoşlanarak bakıyordun bana.. biliyorum sende bana karşı boş değilsin.. ama iniyorsun işte.. neden yapıyorsun bunu? bu kadar basitmiydi.. yarım saatlik yolculuğumuz süresince birbirimize olan bakışlarımız, hissettiklerimiz bu kadarmıydı? ve indi... bense arkasından sadece baktım... sesim çıkmıyordu.. vücüdum yerinden oynayamıyordu bile.. oracıkta kalakalmıştım.. otobüsten inip, arkasına bile bakmadan yoluna devam etmişti.. ben ise acılarımda baş başa kalmıştım.. onsuz bi ömür bekliyordu beni.. halbuki onunla ilgili ne planlarım vardı.. birlikte mutlu olacaktık.. son durağa geldik ve bende indim otobüsten bir sigara yaktım hemen.. içimde uhte kalmıştı bi kaç fırt çekip attığım sigaradan.. çektim içime sigarayı... onu düşündüm.. onunla ilgili hayallerimi düşündüm.. belki bir gün yine karşılaşabilirdik o otobüste.. kim bilir belki o zaman herşey daha farklı olabilir... eve geldim yatağa yattım hemen, belki rüyamda görebilirdim onu.. belki bu bana acı verecekti ama olsun ben bu acıyı çekmeye razıyım, yeterki onu göreyim... tam bunları düşünürlen uykuya dalmışım... - heeeeyyy uyansana oğluuuuum... - .... - uyan dedim hadi işe geç kalacaksın... - ha? noluyor ya.. - hadi işe geç kalacaksın.. - anne bugün tatil ya... bırakta biraz daha uyuyayım... yine aynı, o iğrenç sabahlarımdan biri daha...
Bakamam Gözlerine
nasıl başlasam.. nerden başlasam.. aslında hiç bir fikrim yoktu! öylece susmuştum.. o da benim bu halimi gördükten sonra sustu.. birşeyler çıkmak istiyordu sanki ağzımdan.. fakat kelimeler çıkmamakta ısrarcıydı... bi sigara yaktım.. masamızdaki tek ses bu oldu sanırım.. sanırım o en son söylediğimi söylememem gerekirdi.. sonuçta zaten çok gergin bir ortamdı.. bende iyice gerdim ortamı.. "ya hani...." dedim ve tekrar sustum.. bir anda gözleri parlamıştı.. birşeyler konuşmaya başlayacağımı sanmıştı.. fakat nerde? iki cümleyi bir araya getirmekte bu kadar zorlandığımı hatırlamıyorum... biraz rahatsızdım bu durumdan... aslında çokta güzeldi.. susup onunla oturmak oracıkta.. ah bir de gözlerine bakabilsem.. inanılmaz güzel gözleri var.. ela... tam kafamı kaldırıyorum.. gözlerine doğru yöneliyor gözlerim.. o da bana bakıyor hemen çekiveriyorum gözlerimi.. bana neler olduğunu henüz kavrayabilmiş değildim... öylece susmak... sanırım bayağı bir süre geçmişti.. biz konuşmayalı... "bir bira daha alabilirmiyim?" dedim garson çocuğa.. sanırım o da anlamıştı gergin bir ortam olduğunu geldiğinde hiç sormadı "bir tane daha alırmısınız" diye önceki gelişlerine göre... sonra "aslında susmakta birşeydir değil mi?" dedi... ben gülümsedim.. "bilemiyorum" dedim.. - "aslına bakarsan, ne bileyim burada buluşup, oturmamız.. durmadan susmamız.. sanırım ikimizde birşeyler söylemeye çalışıyoruz.. fakat susuyoruz.. konuşamıyoruz.." dedi.. - "ben çok konuştum bu konuda.. aslında sıra sende diye düşündüm ben" dedim... - "haklısın.. çok kötülük yaptım sana, ama buraya beni affetmen için geldim.. herşey için üzgün olduğumu bilmeni istiyorum.."dedi.. tekrar sustuk.. konuşmak istiyordum.. haykırmak belkide.. ona olan nefretimi kusmak istiyordum.. aslında emin de değilim ondan nefret ettiğimden.. belkide hala seviyordum onu.. çünkü bana o sözleri söyledikten sonra bir anda kalbim cız etmişti... "hatırlıyormusun, hani o ilk karşılaştığımız, ilk tanıştığımız günü?" dedim.. gözlerimin içine baktı, ben gözlerimi kaçırdım.. "evet" dedi.. "o günü hiç unutamam.. sana nasıl baktığımı, her anını hatırlarım.. bir fırsat yakalasamda konuşsam diyordum içimden hep.. ama bi türlü yapamıyordum.. o an o kalabalığın içinde sadece seni görüyordum.. sonra sen kapının önüne geçtin.. işte fırsat dedim.. kapıya doğru yaklaştım.. afedersin geçebilirmiyim dedim.. çok ince bir sesle.. bana bakıp gülümsemiştin.. bende gülümsedim.. sonra yol verdin ve geçtim.. arkadaşlarımın yanına gittim, oturdum.. sen öylece etrafa bakıyordun.. birileriyle tanışsam diye.. sonra birinin esprisine güldün.. bende sana döndüm.. merhaba dedim.. gel istersen.. tanıştık sonunda.. artık senin ismini biliyordum.. daha sonraki günler ise daha kolay geçmişti.. yavaş yavaş konuşmaya başlamıştık.. sonra dışarda buluşmaya başlamıştık.. içiyorduk, eğleniyorduk.. sıkı iki arkadaş gibi.. en son o geceyi hatırlarmısın? hani otobüsteydik, hadi gel sahile gidelim demiştin.. bende çok yorgun olduğumu söyleyip gelmeyeyim demiştim.. sende ısrar etmiştin bende dayanayıp, tamam demiştim.. sahilde yıldızların altında oturmuştuk.. sana ilk kez o gün sarılmıştım.. o günde bakamıyordum gözlerine.. birlikte içip içip bağırarak şarkılar söylüyorduk, yarım yamalak.. çok gülmüştük o gün.. sonra o gün.. bi bara gitmiştik.. dönüşünde seni evinin önünde bırakırken.. vedalaşıyorduk..bir anda öpüşmüştük.. işte o zaman bizim için hayat başlamıştı.. ilk günler seninle her buluşmamda o kadar heyecanlanırdımki.. hiç bir anı unutamazdım.. sonra iyice gelişti ilişkimiz.. çok güzeldi herşey benim için.. gözlerimi severdin.. kuzum derdin.. gözlerimi sana vermemi isterdin.. elimden gelse verirdim de.. bir gün seni ne kadar çok sevdiğimi söylemiştim sonunda dayanamayıp.. çünkü söylemek çok zordu benim için.. ilk kez hissetmiştim söylerken sevdiğimi.. sen ise susmuştun.. ama her an her saniye anlıyordum beni sevdiğini.. senin için bu sözü söylemenin ne kadar zor olduğunun farkındaydım.. seni o kadar iyi tanımıştım ki.. her yaptığın hareket.. her söylediğin söz aynıydı.. ezberlemiştim adeta seni.. bir sonraki hareketinin ne olacağını önceden bilirdim.. sen bilmesende, seni her saniye izlerdim.. işte o zaman kaptım hareketlerini.. yatağa her yattığımda seninle uyurdum.. seni düşlerdim.. bütün günümü seninle geçirsemde.. hayallerim vardı.. seninle ilgili.. sonra hissettim.. bittiğini.. seni çok iyi tanırdım dedim ya.. anlamıştım işte.. sonra geldi o son.. her güzel hikayenin bir sonu varmış demekki.." dedim.. sonra elinden tuttum.. sıkıca sarıldım sonra.. sanki onsuz geçen günlerin acısını çıkartırcasına.. içimde fırtınalar kopmuştu o an.. sonra sordum, onu seviyormusun diye.. seviyorum dedin.. işte o zaman bitti.. işte o zaman kaçmam gerekiyor dedim.. ve kaçtımda.. ama bilirmisin ki ne acılar çektim sen gittikten sonra.. hiç bir zaman eskisi gibi olamadım.. hiç bir zaman birine o gözle bakamadım.. umrumda değildi hayat.. artık öylesine yaşar olmuştum.. kimseye değer veremez oldum.. her gece ağlardım senin için.. hıçkıra hıçkıra ağladım.. seni düşledim.. seni aradım her yerde.. bir kez olsun göreyim istedim seni.. olmadı göremedim... bekledim aylar boyunca bu anı.. işte karşımdaydın.. ama farklıydık.. iki yabancıydık şimdi.. ama biliyormusun.. hala aynısın.. iyiki değişmemişsin.. hala aynı gülüş, hala aynı tepkiler, hala aynı hareketler.. sen bildiğim, tanıdığım kişiydin... biraz kilo vermiştin.. sanırım tek değişiklik oydu... aylarca adını sayıklayıp durduğum sen, karşımdaydın.. birşeyler söylemek istiyordum, yapamıyordum.. olmuyordu... ve bir şarkı fonda... son, ki, üç, dört... hasret.. beni yordun sanma... sancım.. diner elbet zamanla... kim bilir belki bir gün.. kurtulurum sonunda.. o eski günlerden.. o simsiyah nefessiz günlerden... hep ağlardım ben.. o uyurken.. hep saklandım ben.. kendi dünyama... affet... nefret ettim senden... ... kimi zaman insan, neden sevdiğini unutur.. ne için orada olduğunu unuttuğu gibi.. ama hiç bir zaman bitmez.. sevgi, hiç bir zaman bitmez.. ne söylenirse söylensin.. ne olursa olsun.. hiç bir zaman bitmez gerçek sevgi...ne kadar zor olsada... ama unutmamak gerekir... insan sevilmek değil, sevmek ister... sevmek... sevmek... sevmek...
Sevgili Kaçışlarım
Bu yağmur öldürecek beni! Donuma kadar ıslandım! İçeride inanılmaz bir duman var, sigara dumanından boğulabilirim! Yinede pekte umursamaz bir tavırla arka taraflarda duran masaya doğru yürümeye başladım. İşte her zaman görmeye alışkın olduğum o bakışlar! Sanki üzerinden kamyon geçmiş bir halde yürüyen adam görünümümden inanılmaz derecede tiksiniyorum! İnsanların sürekli olarak bakışlarının bende olduğunu hissediyorum çoğu zaman. Bilemiyorum.. Belkide öyledir. Ama yinede "Hey bu kimin umrundaki?" halimden dolayı pekte birşey yansıtmıyorum dışarıya. Evet, masama oturdum ve o an geldi.
Garson: Ne alırdınız efendim?
Lanet olsun! En nefret ettiğim soru! Kim bu kadar nefret edebilirki bu sorudan? Sanırım çocukken annemin bana her defasında o ses tonuyla sorduğu iğrenç sorudan kaynaklanıyor bu! "Evladım biraz daha alırmısın?" İstemiyoruuuuuuum daha fazla diye haykırırdım içimden! Ama o ses tonu yüzünden biraz daha alırdım tabiki. Mesela, belkide babamın her gece eve geldiğinde bütün evi saran o alkol kokusuna duyduğum nefret beni bu masaya kadar itmişti. Ama geçmişimde...
Garson: Efendim? Ne almak istersiniz?
- Eee şey.. Ben bir vodka alayım.
Evet... Geçmişimde yaşadığım birçok şeyden dolayı şu an şu haldeyim veya bu haldeyim diyebilirim. Ama sanırım daha fazla bunları düşünmemem gerekir. Akıl sağlığım konusunda pekte iyi birşey olmasa gerek. En azından doktorumun en çok söylediği şey bu! Sonuçta 32 yaşındayım ve hala bir baltaya sap olmuş değilim. İyi bir insanmıyım? Bilemiyorum... En azından iyi biri olmaya gayret ediyorum..
- Ha ha...!
Sanırım az önce kendi kendime güldüm ve yandaki bayan bana baktı. Of kendimden aşırı derecede tiksiniyorum! Neden bu kadar aptal bir adamım ben! Nefret ediyorum herşeyden! Neden bu kadar sorunlu bir adamım ben? Bilmiyorum... Belkide annemden bana geçen bir özelliktir. Herşeyi sorgulayan, herşeyi didik didik eden, herşeyi eleştiren biriyim!
Garson: Başarılı bir insanmısın peki?
- Ha? Efendim ?
Garson: Vodkanızı getirdim dedim beyefendi... Buyrun.
- Teşekkür ederim...
Evet aslında başarılıyım. Hemde çok, güzel bir işim var, son derece güzel bir maaşım var... Lanet olsun! Kimi kandırıyorum ki ben? Başarısız herifin tekiyim! Aldığım para anca evimin masraflarına yetiyor. Düşünsene bir de evlendiğimi! Pehh! Olmayacak iş... İşim desen, berbat! Suratına kusmak istediğim bir patronum var! Ve ev ev dolaşıp insanlara satmaya çalıştığım boktan eşyalar var! Kim para verirde alır o şeyleri? Ve inanılmaz derecede mutsuzum işimden dolayı. Aslında ben herşeyden mutsuz olan bir adamım. Çocukken babam bana bir oyuncak aldığında bir süre sevinirdim fakat bir süre sonra neden başka bir oyuncak almadı ki diye içim içimi yerdi ve bundan dolayı üzülürdüm. Sanırım kanımda var mutsuzluk. Aslında her zaman mutsuz değildim. Çocukluğuma dair hatırladığım en güzel şey "o" idi. Sanırım ilk aşkımdı o benim. Evet... Evet, 11 yada 12 yaşlarında falandım. Oturduğumuz evin hemen karşısındaki evde yaşıyorlardı. Bir yaz günü taşınmışlardı oraya. İnanılmaz derecede büyük kamyonlar eşyalarını getirmişlerdi. Kocaman bir piyano dikkatimi çekmişti. Sanırım önemli bir piyanist komşumuz olmuştu diye düşünmüştüm. Taşındıklarının ertesi günü annem bir pasta yapıp onlara götürecekti ve beni de yanına almıştı. Kapının zilini çaldığımızda o'nun annesi açmıştı kapıyı ve bizi içeri davet etmişti. Doğal olarak ev dağınıktı ve mutfakta oturmuştuk. Onlar konuşurken bende yine hayallere dalmıştım. Ve o geldi... Annesi tanıştırdı bizi ve oynamamız için bizi o'nun odasına gönderdi. Odası kocamandı adeta. Bir sürü oyuncakları vardı. Tabi hepsi kız oyuncaklarıydı. Pekte ilgimi çekmemişti açıkcası... Çok konuşmuyordum... Bana oyuncaklarını gösterip, birşeyler anlatıyordu. Ne dediğini dinlemiyordum bile. Çünkü ona odaklanmıştım adeta. Ne kadar güzel olduğunu falan düşünüyordum. Sonraki günler arada bir ben onlara, arada bir o bize gelirdi ve saçmasapan oyunlar oynardık. Bana bazen piyano çalardı ve büyük bir hayranlıkla onu dinlerdim... Aramızda birşeyler vardı. İki çocuğun arasında ne kadar birşey olabilirse, bizimde aramızda o kadar şey vardı ama inanılmaz derecede mutluydum onunlayken. Mahallenin diğer çocukları beni pek aralarına almazlardı, topalladığım için.. Bu yüzden benimle hep dalga geçerlerdi. Ne kadar umursamaz görünsemde, umurumdaydı bu! Bazı geceler bu yüzden ağlardım... Ama zamanla alıştım, artık topal bir adam olmak umrumda değildi... O zamanlar tek arkadaşım o idi. Ve ikimizde bundan dolayı çok mutluyduk. Sürekli olarak benimle dalga geçen çocuklardan beni korurdu. O'nun ağzı inanılmaz laf yapardı. Benim gibi tırsak biri de değildi yani... Odalarımız birbirine baktığı için, her gece camdan birbirimize bakardık saatlerce. İşte o anlar beni en mutlu eden anlardı... Ailelerimiz bizi uyuyor sanarken, biz cam kenarında oturmuş birbirimizi izlerdik. Bazen ellerimizi cama yapıştırıp sanki el ele tutuşuyormuşcasına yüzümüzü cama yaslardık... Evet, daha sonralardan bahçedeyken genelde, el ele tutuşmuştuk.. Ama daha ilerisi yoktu. Sanki sevişiyormuşcasına el ele tutuşurduk... İnanılmaz bir hazdı bu... Müthiş duygulardı benim için, bir o kadarda masumaneydi... Bir kaç yıl boyunca aramızdaki bu duygular, yaşlarımız ilerlediğinden dolayı daha da ileri gitti tabi.. İlk kez onunla birlikte olmuştum.. Onu deliler gibi sevmiştim. O da beni... Okula beraber gidip gelirdik, yemeğimizi beraber yerdik.. Hatta ilk kez babamın arabasını çaldığım gün o da yanımdaydı. Birlikte sahilde dolaşmıştık arabayla...
Garson: Bir vodka daha alırmısınız?
- Tabi alayım...
İnanılmaz güzel geçen yıllardı benim için... Çocukluğumun tek saf tarafı, tek güzel tarafı, onunla geçirdiğim zamanlardı.. Evet....
- Ona aşıktım!
Kahretsin yine sesli konuştum!
Garson: Buyrun efendim, vodkanız.
- Teşekkür ederim...
Bir ucubenin yaşayabileceği en iyi hayatı yaşamıştım onunlayken.. Bir ucubeydim... Mahalledeki çocuklar bana böyle derdi. Ama benim bir ucube olduğuma inanmamamı sağlayan da o idi... Bana hayat veren bir ışıktı adeta... O kadar uzun zaman geçtiki ama üzerinden. Onunla ilgili neredeyse çoğu hatıra silindi beynimden... Ama şimdi geri döndüm doğduğum şehire. Yeniden burada olmak beni mutlu etti aslında.
- Evet, o kadar mutlu ettiki burada oturmuş içiyorsun!
Lanet olsun... Yine!... Evet.. Aslında eve ailemi görmeye gitmem gerekiyor.. Geleli daha 2 saat oldu ve ben onları görmeye gitmiyorum. Sanırım korkuyorum onlarla yüzleşmekten.. Uzun zaman geçti aradan. Üniversiteyi kazandığım zaman ayrılmıştım buradan ve farklı bir şehirde farklı bir hayat yaşamıştım. Üniversite bitene kadar bir kaç kez ziyaret etmiştim onları fakat üniversiteden sonra neredeyse hiç gelmemiştim ziyaretlerine... Ve tabi onunla olan ilişkimde sonlanmıştı. O zamandan beri bir çok kız girdi hayatımda.. Tamam yalan söylemeyeceğim.. İki kız girdi hayatıma ve ikiside son derece boktan ilişkiler yaşatmışlardı bana! Sanırım birazda onu göreceğim için gitmeye korkuyorum eve... Bilemiyorum... Gerçekten onu görmek istemiyorum! Çünkü o zamanki çocuklar değiliz biz.. Ben tam bir baş belası ve başarısız bir adam oldum. O ise melek gibi bir kız... Hiç birşeyin üstesinden gelemiyorum, hiçbirşeyle uğraşmak dahi istemiyorum! Gerçek anlamda artık büyümek istemiyorum.. Aksine geçmişe doğru yaşlanmak istiyorum. Artık daha fazla yaşlanmak istemiyorum...
Garson: Bir vodka daha istermisiniz?
- Hayır.. Teşekkür ederim, ben hesabı alayım...
Garson: Tabi efendim... Buyrun...
Evet... Onları görmek istemiyorum! Ne annemi, ne babamı, ne de onu... Buradan bir an önce kaçmam gerekiyor. Hiç birinin suratını görmeye tahammülüm yok! Bir otobüse atlayıp tekrar kendi boktan şehrime dönüp, boktan işime devam edip, boktan hayatımı yaşamaya devam etmeye gitmeliyim!
Kapıya doğru hızla yürümeye başladım. Ve o bakışlar tekrar üzerime doğru yöneldi... Ama biliyormusunuz...
- Bakışlarınız umurumda değil!!!
Bağırmam, haykırmam ve bir an önce bu şehirden kaçmam gerekiyor!
........
- Alo?
- Alo, oğlum nasılsın?
- İyi sayılırım anne, sen nasılsın?
- Bende iyiyim yavrum. Bak hani sana bahsettim ya geçenlerde.. Düşündün mü o konuyu?
- Evet anne düşündüm...
- Nedir kararın oğlum?
- Yarın oraya geleceğim anne. Ve söylediğin gibi amcamın bana ayarladığı işe gireceğim ve komşumuzun kızı ile evleneceğim...
- Ah oğlum, çok iyi bir karar vermişsin. Yarın bekliyoruz seni, o'da burada olacak ailesi ile birlikte, nişan yüzüklerinizde hazır. Aynı gençliğinizdeki gibi tekrar bir arada olacaksınız onunla.
- Evet anne haklısın... Yarın akşam üzeri şehre gelmiş olurum... Görüşmek üzere...
Ve kaçışlar... Ve yine bildik kaçışlar... Korkularım mı yarattı bu kaçışları bilmem ama herşeyden ve herkesten kaçıp, uzaklaşmam gerektiğine adım kadar eminim... Ama bu kaçışlarım bir gün son bulacak biliyorum.. Bir son beni bekliyor, biliyorum... Belkide sona yaklaştığımda, son bir kaçış için hazır bekliyor olacağım... Kim bilir?
Garson: Ne alırdınız efendim?
Lanet olsun! En nefret ettiğim soru! Kim bu kadar nefret edebilirki bu sorudan? Sanırım çocukken annemin bana her defasında o ses tonuyla sorduğu iğrenç sorudan kaynaklanıyor bu! "Evladım biraz daha alırmısın?" İstemiyoruuuuuuum daha fazla diye haykırırdım içimden! Ama o ses tonu yüzünden biraz daha alırdım tabiki. Mesela, belkide babamın her gece eve geldiğinde bütün evi saran o alkol kokusuna duyduğum nefret beni bu masaya kadar itmişti. Ama geçmişimde...
Garson: Efendim? Ne almak istersiniz?
- Eee şey.. Ben bir vodka alayım.
Evet... Geçmişimde yaşadığım birçok şeyden dolayı şu an şu haldeyim veya bu haldeyim diyebilirim. Ama sanırım daha fazla bunları düşünmemem gerekir. Akıl sağlığım konusunda pekte iyi birşey olmasa gerek. En azından doktorumun en çok söylediği şey bu! Sonuçta 32 yaşındayım ve hala bir baltaya sap olmuş değilim. İyi bir insanmıyım? Bilemiyorum... En azından iyi biri olmaya gayret ediyorum..
- Ha ha...!
Sanırım az önce kendi kendime güldüm ve yandaki bayan bana baktı. Of kendimden aşırı derecede tiksiniyorum! Neden bu kadar aptal bir adamım ben! Nefret ediyorum herşeyden! Neden bu kadar sorunlu bir adamım ben? Bilmiyorum... Belkide annemden bana geçen bir özelliktir. Herşeyi sorgulayan, herşeyi didik didik eden, herşeyi eleştiren biriyim!
Garson: Başarılı bir insanmısın peki?
- Ha? Efendim ?
Garson: Vodkanızı getirdim dedim beyefendi... Buyrun.
- Teşekkür ederim...
Evet aslında başarılıyım. Hemde çok, güzel bir işim var, son derece güzel bir maaşım var... Lanet olsun! Kimi kandırıyorum ki ben? Başarısız herifin tekiyim! Aldığım para anca evimin masraflarına yetiyor. Düşünsene bir de evlendiğimi! Pehh! Olmayacak iş... İşim desen, berbat! Suratına kusmak istediğim bir patronum var! Ve ev ev dolaşıp insanlara satmaya çalıştığım boktan eşyalar var! Kim para verirde alır o şeyleri? Ve inanılmaz derecede mutsuzum işimden dolayı. Aslında ben herşeyden mutsuz olan bir adamım. Çocukken babam bana bir oyuncak aldığında bir süre sevinirdim fakat bir süre sonra neden başka bir oyuncak almadı ki diye içim içimi yerdi ve bundan dolayı üzülürdüm. Sanırım kanımda var mutsuzluk. Aslında her zaman mutsuz değildim. Çocukluğuma dair hatırladığım en güzel şey "o" idi. Sanırım ilk aşkımdı o benim. Evet... Evet, 11 yada 12 yaşlarında falandım. Oturduğumuz evin hemen karşısındaki evde yaşıyorlardı. Bir yaz günü taşınmışlardı oraya. İnanılmaz derecede büyük kamyonlar eşyalarını getirmişlerdi. Kocaman bir piyano dikkatimi çekmişti. Sanırım önemli bir piyanist komşumuz olmuştu diye düşünmüştüm. Taşındıklarının ertesi günü annem bir pasta yapıp onlara götürecekti ve beni de yanına almıştı. Kapının zilini çaldığımızda o'nun annesi açmıştı kapıyı ve bizi içeri davet etmişti. Doğal olarak ev dağınıktı ve mutfakta oturmuştuk. Onlar konuşurken bende yine hayallere dalmıştım. Ve o geldi... Annesi tanıştırdı bizi ve oynamamız için bizi o'nun odasına gönderdi. Odası kocamandı adeta. Bir sürü oyuncakları vardı. Tabi hepsi kız oyuncaklarıydı. Pekte ilgimi çekmemişti açıkcası... Çok konuşmuyordum... Bana oyuncaklarını gösterip, birşeyler anlatıyordu. Ne dediğini dinlemiyordum bile. Çünkü ona odaklanmıştım adeta. Ne kadar güzel olduğunu falan düşünüyordum. Sonraki günler arada bir ben onlara, arada bir o bize gelirdi ve saçmasapan oyunlar oynardık. Bana bazen piyano çalardı ve büyük bir hayranlıkla onu dinlerdim... Aramızda birşeyler vardı. İki çocuğun arasında ne kadar birşey olabilirse, bizimde aramızda o kadar şey vardı ama inanılmaz derecede mutluydum onunlayken. Mahallenin diğer çocukları beni pek aralarına almazlardı, topalladığım için.. Bu yüzden benimle hep dalga geçerlerdi. Ne kadar umursamaz görünsemde, umurumdaydı bu! Bazı geceler bu yüzden ağlardım... Ama zamanla alıştım, artık topal bir adam olmak umrumda değildi... O zamanlar tek arkadaşım o idi. Ve ikimizde bundan dolayı çok mutluyduk. Sürekli olarak benimle dalga geçen çocuklardan beni korurdu. O'nun ağzı inanılmaz laf yapardı. Benim gibi tırsak biri de değildi yani... Odalarımız birbirine baktığı için, her gece camdan birbirimize bakardık saatlerce. İşte o anlar beni en mutlu eden anlardı... Ailelerimiz bizi uyuyor sanarken, biz cam kenarında oturmuş birbirimizi izlerdik. Bazen ellerimizi cama yapıştırıp sanki el ele tutuşuyormuşcasına yüzümüzü cama yaslardık... Evet, daha sonralardan bahçedeyken genelde, el ele tutuşmuştuk.. Ama daha ilerisi yoktu. Sanki sevişiyormuşcasına el ele tutuşurduk... İnanılmaz bir hazdı bu... Müthiş duygulardı benim için, bir o kadarda masumaneydi... Bir kaç yıl boyunca aramızdaki bu duygular, yaşlarımız ilerlediğinden dolayı daha da ileri gitti tabi.. İlk kez onunla birlikte olmuştum.. Onu deliler gibi sevmiştim. O da beni... Okula beraber gidip gelirdik, yemeğimizi beraber yerdik.. Hatta ilk kez babamın arabasını çaldığım gün o da yanımdaydı. Birlikte sahilde dolaşmıştık arabayla...
Garson: Bir vodka daha alırmısınız?
- Tabi alayım...
İnanılmaz güzel geçen yıllardı benim için... Çocukluğumun tek saf tarafı, tek güzel tarafı, onunla geçirdiğim zamanlardı.. Evet....
- Ona aşıktım!
Kahretsin yine sesli konuştum!
Garson: Buyrun efendim, vodkanız.
- Teşekkür ederim...
Bir ucubenin yaşayabileceği en iyi hayatı yaşamıştım onunlayken.. Bir ucubeydim... Mahalledeki çocuklar bana böyle derdi. Ama benim bir ucube olduğuma inanmamamı sağlayan da o idi... Bana hayat veren bir ışıktı adeta... O kadar uzun zaman geçtiki ama üzerinden. Onunla ilgili neredeyse çoğu hatıra silindi beynimden... Ama şimdi geri döndüm doğduğum şehire. Yeniden burada olmak beni mutlu etti aslında.
- Evet, o kadar mutlu ettiki burada oturmuş içiyorsun!
Lanet olsun... Yine!... Evet.. Aslında eve ailemi görmeye gitmem gerekiyor.. Geleli daha 2 saat oldu ve ben onları görmeye gitmiyorum. Sanırım korkuyorum onlarla yüzleşmekten.. Uzun zaman geçti aradan. Üniversiteyi kazandığım zaman ayrılmıştım buradan ve farklı bir şehirde farklı bir hayat yaşamıştım. Üniversite bitene kadar bir kaç kez ziyaret etmiştim onları fakat üniversiteden sonra neredeyse hiç gelmemiştim ziyaretlerine... Ve tabi onunla olan ilişkimde sonlanmıştı. O zamandan beri bir çok kız girdi hayatımda.. Tamam yalan söylemeyeceğim.. İki kız girdi hayatıma ve ikiside son derece boktan ilişkiler yaşatmışlardı bana! Sanırım birazda onu göreceğim için gitmeye korkuyorum eve... Bilemiyorum... Gerçekten onu görmek istemiyorum! Çünkü o zamanki çocuklar değiliz biz.. Ben tam bir baş belası ve başarısız bir adam oldum. O ise melek gibi bir kız... Hiç birşeyin üstesinden gelemiyorum, hiçbirşeyle uğraşmak dahi istemiyorum! Gerçek anlamda artık büyümek istemiyorum.. Aksine geçmişe doğru yaşlanmak istiyorum. Artık daha fazla yaşlanmak istemiyorum...
Garson: Bir vodka daha istermisiniz?
- Hayır.. Teşekkür ederim, ben hesabı alayım...
Garson: Tabi efendim... Buyrun...
Evet... Onları görmek istemiyorum! Ne annemi, ne babamı, ne de onu... Buradan bir an önce kaçmam gerekiyor. Hiç birinin suratını görmeye tahammülüm yok! Bir otobüse atlayıp tekrar kendi boktan şehrime dönüp, boktan işime devam edip, boktan hayatımı yaşamaya devam etmeye gitmeliyim!
Kapıya doğru hızla yürümeye başladım. Ve o bakışlar tekrar üzerime doğru yöneldi... Ama biliyormusunuz...
- Bakışlarınız umurumda değil!!!
Bağırmam, haykırmam ve bir an önce bu şehirden kaçmam gerekiyor!
........
- Alo?
- Alo, oğlum nasılsın?
- İyi sayılırım anne, sen nasılsın?
- Bende iyiyim yavrum. Bak hani sana bahsettim ya geçenlerde.. Düşündün mü o konuyu?
- Evet anne düşündüm...
- Nedir kararın oğlum?
- Yarın oraya geleceğim anne. Ve söylediğin gibi amcamın bana ayarladığı işe gireceğim ve komşumuzun kızı ile evleneceğim...
- Ah oğlum, çok iyi bir karar vermişsin. Yarın bekliyoruz seni, o'da burada olacak ailesi ile birlikte, nişan yüzüklerinizde hazır. Aynı gençliğinizdeki gibi tekrar bir arada olacaksınız onunla.
- Evet anne haklısın... Yarın akşam üzeri şehre gelmiş olurum... Görüşmek üzere...
Ve kaçışlar... Ve yine bildik kaçışlar... Korkularım mı yarattı bu kaçışları bilmem ama herşeyden ve herkesten kaçıp, uzaklaşmam gerektiğine adım kadar eminim... Ama bu kaçışlarım bir gün son bulacak biliyorum.. Bir son beni bekliyor, biliyorum... Belkide sona yaklaştığımda, son bir kaçış için hazır bekliyor olacağım... Kim bilir?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
